Birçok türkünün arkasında anlatılan bir hikâye vardır ve bu hikâyeler dinleyiciyi doğrudan etkiler. Ancak bu anlatıların ne kadarının belgelendiği ayrı bir sorudur ve dikkatle ele alınmalıdır. Bazı türkülerde durum açıktır: derleme sırasında kaynak kişi olayı anlatmış ve bu, fişe kaydedilmiştir. Bu tür örneklerde hikâye, türkünün belgelenmiş bir parçasıdır ve icrada güvenle kullanılabilir.
Başka örneklerde ise hikâye sonradan dolaşıma girmiştir. Sözdeki imgelerden yola çıkılarak bir anlatı kurulmuştur.
Üçüncü bir grup daha vardır: aynı türkü için birbiriyle çelişen birden çok hikâye anlatılır. Kursiyer için doğru tutum, hikâyeyi reddetmek değil kaynağını sormaktır. Derleme kaydında geçen bir anlatı ile sonradan yayılmış bir rivayet aynı ağırlıkta değildir. İcra açısından ise fark sınırlıdır; hikâye bilinsin ya da bilinmesin, sözün kendi anlattığı yeterlidir.
Bu nedenle çalışmanın temeli hikâye değil, sözün doğrudan söyledikleri olmalıdır. Derslerimizde türkü hikâyeleri, kaynağı belirtilerek ve sözün kendisinden ayrılarak anlatılır.